483 Kadında Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi ile Alınan Sonuçların İrdelenmesi

483 Kadında Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi ile Alınan Sonuçların İrdelenmesi

ÖZET :

483 KADINDA  FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ İLE ALINAN SONUÇLARIN İRDELENMESİ

AMAÇ : Bu çalışmada,kadınlarda şüpheli cinsel temaslardan sonra hangi tür mikrobik etkenlerin bulaştığı ve nasıl bir tedavi stratejisi izlenilmesi gerektiği konusu yüksek doğrulukla ortaya konulmaya çalışılmıştır.

YÖNTEM : Kültür ve direkt mikroskopi gibi tanı yöntemlerinin bu alandaki yetersizliği nedeniyle, dünyada şu anda cinsel yolla bulaşan etkenlerin en kapsamlı tanısını ortaya koyan Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi (Femoflor Screen, DNA Technology) kullanılmıştır. Test, moleküler (Real-Time PCR) yöntemle anaeroblar, atipik bakteriler, protozoonlar,virüsler,  funguslar dahil çok sayıda mikrobik etkeni kısa sürede yüksek doğrulukla ortaya koymaktadır. Test ile Lactobacillus da sayı ve oran olarak  ortaya konulmaktadır. Ayrıca, kültürde üremeyen anaeroblar yanında, zor üreyen Mycoplasma hominis, Ureaplasma spp., Gardnerella vaginalis, Candida  spp., bakteri ve mantarlar gibi POTANSİYEL PATOJEN etkenler de saptanmaktadır. Bunun dışında, PATOJENLER olan Mycoplasma genitalium, Chlamydia trachomatis, Neisseria gonorrhoea ve Trichomonas vaginalis, HSV-1, HSV-2, CMV  de saptanmaktadır. Tüm bu mikrobik etkenlerin tespiti yanında, kantitatif olarak miktarları da saptanmaktadır. Çalışmada, başarı oranını artırmak amacıyla kişilerden vaginal akıntı veya sürüntü örnekleri yanında, idrar örnekleri de alınarak birlikte kullanılmıştır.

BULGULAR :  2016 Temmuz ve 2017 Ağustos ayları süresince, Gelişim Tıp Laboratuvarları’na şüpheli cinsel temas öyküsü sonrası  başvuran, ya da örneği gönderilen 483 kadın hastanın örnekleri Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi ile çalışmaya alınmıştır. 483 hastadan 18 (%3.7)’inde Chlamydia trachomatis, 13 (%2.7)’ünde Mycoplasma genitalium, 5 (%1)’inde Trichomonas vaginalis, 4 (%0.83)’ünde Neisseria gonorrhoea, 9 (%1.83)’unda HSV-2, 3 (%0.6)’ünde HSV-1 ve 26 (%5.38)’sında CMV olmak üzere, 75 (%15.5) hastada PATOJEN ETKENLER saptanmıştır.

483 hastadan 299 (%62)’unda Gardnerella vaginalis ve anaeroblar, 246 (%51)’sında Ureaplasma spp, 100 (%20.7)’ünde Mycoplasma hominis ve 159 (%33)’unda Candida spp. olmak üzere, POTANSİYEL PATOJENLER 351 (%72.6) hastada pozitif olarak saptanmıştır. 94 (%19.4) hastada patojen ya da potansiyel patojenlerden hiçbiri pozitif olarak bulunmamıştır.

Tüm hastalarda Lactobacillus spp. saptanmış olup, Lactobacillus miktarı 288 (%59.6) hastada yeterli sayı ve oranda, 195 (%40.4) hastada ise azalmış ve flora dengesi bozulmuş miktar ve oranda bulunmuştur.

TARTIŞMA VE SONUÇ : Femoflor Cinsel Bulaş tarama Testi ile alınan sonuçlar, oldukça önemli verileri ortaya koymaktadır. Şöyle ki :

1. Şu ana kadar kullanılan kültür ve direkt mikroskopi  gibi  tanı yöntemleri bu alanda oldukça yetersizdir ve gerçek patojenleri ortaya koymaktan oldukça uzaktır.

2. Kültür, genellikle normal flora bakterilerini (stafilokok, streptokok, korinebakteri) saptadığı için, çoğu zaman yanıltıcıdır ve gereksiz tedavilere de neden olmaktadır.

3. Patojen etkenler 75 (%15.5) hastada pozitif bulunmuştur. Bu hastalar mutlaka tedavi edilmelidir.

4. Potansiyel patojenler önemli sayıda kadında (351 kişi, %72.6) pozitif olarak bulunmuştur. Bu oran oldukça yüksektir. Kuşkusuz, potansiyel patojenlerin pozitif bulunduğu tüm kadınların tedaviye alınmaları söylenemez. Ancak, belirli kriterler dahilinde tedaviye alınmaları gerekmektedir. İşte Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testinin en büyük yardımı da bu konuda  ortaya çıkmaktadır. Test, potansiyel patojenlerin yalnızca tespitini yapmayıp, sayı ve toplama oranlarını da vermektedir. Böylelikle, hekime tedavi kararında büyük kolaylık sağlamaktadır. Örneğin, 483 kadından 159’unda Candida spp. saptanırken, bunların yalnızca 35 (%22)’inde 104 log. üzeri miktardadır. Ureaplasma spp. 246 (%51) kadında pozitif iken, bunların yalnızca 76 (%31)’sında 104 log. üzerindedir. Gardnerella vaginalis ve anaeroblar 299 (%62) kadında pozitif olup, 190 (% 64) kadında 104 log. üzerindedir. Görünen odur ki, Gardnerella vaginalis ve anaerobların kadınlarda tespiti durumunda, tedavi yönünden çok iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bizim önerimiz, potansiyel patojenlerin saptanması durumunda, tümünün tedaviye alınması değil, yalnızca 104 log. üzeri miktarda olanlarının tedaviye alınması yönündedir. Gardnerella vaginalis saptanan kadınların durumu ise tartışılabilir.

Gardnerella vaginalis saptanan kadınların ya 104 log. üzerinde olanları tedaviye alınabilir, ya da yalnızca semptomatik olanları tedaviye alınabilir düşüncesindeyiz. Ayrıca, bu araştırma grubunun tamamının şüpheli cinsel temas öyküsü bulunduğunu hatırlamakta yarar bulunmaktadır.

SONUÇ olarak, cinsel yolla bulaşan hastalıkların tanısında kültür ve direkt mikroskopi gibi geleneksel tanı yöntemlerinin yetersiz olduğu, etkenlerin doğru tespiti için moleküler yöntemler kullanılması gerektiği, ancak bunun da yeterli olmayıp, potansiyel patojenlerin tespitinde tedavi kararı yönünden mutlaka miktar tayininin de gerekli olduğu, bu özelliğiyle şu anda Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi (Femoflor Screen)’nin kadınlarda en ileri ve GOLD STANDART tanı yöntemi olduğu görüşüne varılmıştır.

FEMOFLOR, BU ALANDA EN İLERİ YÖNTEMDİR

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkların (CYBH) Tanısını Koymak Zordur.

Neden zordur? Çünkü KÜLTÜR yöntemi bu konuda oldukça verimsiz ve başarısızdır. Bunun nedeni:

  • Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar’ın en sık görülen nedenleri olan

Mikoplazma, Klamidya, Neisseria gonore, Ureaplasma gibi bakteriler kültürde kolayca ürememektedirler.

  • Trikomonas gibi parazitlerin kültürde üretilmesi zordur.
  • Gardnerella vaginalis ve Bakteriyel vaginozis nedeni olan anaerobların normal kültürlerde kolay üretilmesi olanaksızdır.
  • Mantarlar normal kültürlerde kolay ürememektedirler.
  • Ayrıca, kültür yöntemi ANTİBİYOTİK kullanımından etkilenmekte, gerçekte var olan mikroorganizma, antibiyotik etkisiyle YALANCI NEGATİF olarak, yokmuş gibi yanıltıcı sonuç vermektedir.ANTİJEN testleri, duyarlılığı düşük olan zayıf yöntemlerdir. Çok fazla yararlı olamazlar

Kültürde üremiş görünen Laktobasil, Stafilokok, Streptokok ve Korinebakteri gibi bakteriler ise tamamıyla yanıltıcıdır. Bu bakteriler, zaten genital bölge cildinde bulunan, zararsız flora bakterileridir. Kültürlerde genellikle bunlar rapor edilmektedir ki, bu durum YALANCI POZİTİF’likten başka birşey değildir ve tamamıyla yanıltıcıdır.

FEMOFLOR Çok Güçlü Bir Tanı Yöntemidir

Kadınlar için Femoflor Cinsel Bulaş Tarama Testi, gerçekten çok ileri ve güçlü bir tanı yöntemidir. Kültürün bütün dezavantajlarını ortadan kaldırmaktadır. Kültüre göre birçok üstünlükleri bulunmaktadır. Bunları şöylece sıralayabiliriz.

  1.  Kültür Molekülernaksine,biryöntemdir antibiyotiklerden.Mikroorganizmaların etkilenmez.DNA Antibiyotik veya RNA’sını kullanılırken sapta de maktadır butest. Az sayıda bulunan bir mikroorganizma bile, bu yöntemle saptanabilmektedir..
  2. Kültürün aksine, antibiyotiklerden etkilenmez. Antibiyotik kullanılırken de bu test yapılabilir.
  3. Normal kültürde üremeyen Gardnerella vaginalis ve Bakteriyel vaginozis etkeni anaeroblar, bu yöntemle kolayca saptanabilmektedir.
  4. Yine kültürle saptanamayan Trichomonas vaginalis gibi protozoonlar da Femoflor ile saptanabilmektedir.
  5. Candida gibi mantarlar kolayca saptanabilmektedir.
  6. HSV-1, HSV-2, CMV gibi virüsler de bu yöntemle saptanabilmektedir.
  7. Mycoplasma genitalium, klamidya, gonokok gibi PATOJEN bakteriler de bu yöntemle kolayca saptanabilmektedir
  8. Patojenler yanında, M. hominis, Ureaplasma urealyticum gibi POTANSİYEL PATOJEN bakteriler de saptanmaktadır.
  9. Bunlar yanında, genelde ciltte ve florada bulunan Laktobasil gibi zararsız sayılan bakteriler de bu yöntemle saptanmaktadır.
  10. Görüldüğü gibi, Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar konusunda etken olabilecek tüm mikroorganizmalar bu GENİŞ PANEL içinde yer almaktadır.
  11. Femoflor testinin bir üstünlüğü de, mikroorganizmaların yalnızca neler olduğunu değil, MİKTARLARINI da vermesidir. Böylelikle, hekime tedavi kararı vermesinde büyük bir kolaylık sağlamaktadır.
  12. Ayrıca, kişinin örneğinde mevcut olan Toplam Mikrobiyal Yük (TMY) ile birlikte, her mikroorganizmanın mikrobiyal yüke oranını da bildirmektedir.
  13. FEMOFLOR testinin POZİTİFLİK oranı da oldukça yüksektir. Gelişim Tıp Laboratuvarı’nda yapılan FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ sonuçlarına göre, 483 kadın hasta örneğinin yalnızca 94 (%19.4)’ünde herhangi bir mikrobik etken saptanmamıştır. 389 (%80.6) hastada ise, herhangi bir mikrobik etken saptanmış durumdadır. Bu oran, oldukça yüksek bir orandır.

483 KADIN HASTA ÖRNEĞİNDE ALINAN FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA SONUÇLARI

Gelişim Tıp Laboratuvarlarına, Temmuz 2016-Ağustos 2017 döneminde, şüpheli bir cinsel temas sonucunda, cinsel yolla bulaşan etkenlerin saptanması isteğiyle, doğrudan başvuran ya da örnekleri gönderilen 483 kadın hastanın FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ sonuçları değerlendirmeye alınmıştır.

Hastalardan vaginal akıntı ya da sürüntü örnekleri ile birlikte, idrar örnekleri de alınarak çalışmaya dahil edilmiştir.

Çalışmalarda, MOLEKÜLER Real-Time Multipleks PCR yöntemi kullanılmış, Elit Prime (DNA Technology) Real-Time PCR cihazıyla FEMOFLOR Cinsel Bulaş Tarama Testi yapılmıştır.

Test  ile  Toplam  Mikrobiyal  Yük  ile  birlikte,  PATOJEN etkenler olan  M. genitalium,

Chlamydia trachomatis, Neisseria gonorrhoeae (Bel soğukluğu), Trichomonas vaginalis;

POTANSİYEL PATOJENLER  olan  Mycoplasma hominis, Ureaplasma urealyticum,

Gardnerella vaginalis, Bakteriyel vaginozis ilişkili patojenler, Candida var olup olmadığı ile birlikte, miktarlarıyla belirtilerek saptanmıştır. Ayrıca, Lactobacillus sayı ve oranı da belirlenmiştir.

TABLO: 483 KADIN HASTADA FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ SONUÇLARININ ANALİZİ

 

Femoflor Multipleks PCR ile Tetkik Edilen Hasta Sayısı

 

 

 

 

: 483

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Patojen ve Potansiyel Patojen Etkenler Negatif Bulunan Hasta Sayısı

: 94 (%19.4)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SAPTANAN ETKENLERİN SAYI, MİKTAR VE ORANLARI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

LACTOBACILLUS Spp.

 

 

YETERLİ

 

 

 

 

AZALMIŞ

 

 

 

 

 

 

 

 

Sayı

Oran

 

 

Sayı

Oran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

288

 

%59.6

 

 

195

 

 

%40.4

 

 

 

 

 

 

 

104 log üzeri

 

104 log altında

 

TOPLAM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pozitif

 

Pozitif

 

Pozitif

 

POTANSİYEL PATOJENLER

 

 

 

Sayı

Oran

 

Sayı

Oran

 

Sayı

Oran

 

Gardnerella vajinalis-Anaeroblar

 

190

%64

 

 

109

%36

 

299

 

%62

 

Mycoplasma hominis

 

32

%32

 

 

68

%68

 

100

 

%20.7

 

Ureaplasma spp.

 

76

%31

 

 

170

%69

 

246

 

%51

 

Candida spp.

 

35

%22

 

 

124

%78

 

159

 

%33

 

 

 

 

POZİTİF BULUNANLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

PATOJENLER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sayı

Oran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mycoplasma genitalium

 

13

%2.7

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Chlamydia trachomatis

 

18

%3.7

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Neisseria gonorrhoeae

 

4

%0.83

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Trichomonas vaginalis

 

5

%1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HSV-2

 

9

%1.83

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HSV-1

 

3

%0.6

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CMV

 

26

%5.38

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YALNIZCA PATOJENLER POZİTİF, POTANSİYEL PATOJENLER NEGATİF BULUNAN HASTA SAYISI

 

 

 

 

 

: 10 (% 2)

 

 

HEM PATOJENLER, HEM POTANSİTEL PATOJENLERDEN EN AZ BİRER ETKEN BİRLİKTE POZİTİF BULUNAN HASTA SAYISI

: 65 (% 13.4)

 

EN AZ BİR PATOJENİN POZİTİF OLDUĞU TOPLAM HASTA SAYISI

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

: 75 (% 15.5)

 

EN AZ BİR POTANSİYEL PATOJENİN POZİTİF, PATOJENLERİN NEGATİF BULUNDUĞU HASTA SAYISI

 

 

 

 

 

: 351 (% 72.6)

 483 Kadın hasta örneğinde alınan sonuçlar şöyledir:

PATOJENLER:

  • Chlamydia trachomatis 18 örnekte saptanmıştır. Bu oran %3.7’ye denk gelmektedir.
  • Mycoplasma genitalium 13 örnekte saptanmıştır. Bu oran %2.7’ye denk gelmektedir.
  • Trichomonas vaginalis 5 örnekte saptanmıştır. Bu oran %1’e denk gelmektedir.
  • Neisseria gonorrhoeae 4 örnekte saptanmıştır. Bu oran %0.83’e denk gelmektedir.
  • HSV-2 9 örnekte saptanmıştır. Bu oran %1.83'e denk gelmektedir.
  • HSV-1 3 örnekte saptanmıştır. Bu oran %0.6'ya denk gelmektedir.
  • CMV    26 örnekte saptanmıştır. Bu oran %5.38'e denk gelmektedir.Yukarıda belirtilen patojen etkenler, toplamda 78 (%16.1) örnekte pozitif olarak bulunmuştur.

POTANSİYEL PATOJENLER

  • Mycoplasma hominis toplamda 100 (%20.7) hastada pozitif bulunmuştur. Bunlardan 68 (%68)’inde 104 log. altında, 32 (%32)’sinde 104 log. üstündedir.
  • Ureaplasma spp. toplamda 246 (%51) hastada pozitif bulunmuştur. Bunlardan 170 (%69)’inde 104 log.altında, 76 (%31)’sında 104  log. üstündedir.
  • Candida spp. toplamda 159 (%33) hastada pozitif bulunmuştur. Bunlardan 124 (%78)’ünde 104 log.altında, 35 (%22)’ inde 104 log. üstündedir.
  • Gardnerella  vaginalis  ve  anaeroblar  toplamda  299  (%62)  hastada  pozitif  bulunmuştur. Bunlardan 109 (%36)’unda 104 log.altında, 190 (%64)’ında 104 log. üstündedir. Potansiyel patojenler toplamda 483 hasta örneğinden 351(%72.6) ‘inde pozitif olarak saptanmıştır.

LACTOBACILLUS

  • Lactobacillus miktarı ve oranı, kadında vaginal flora dengesinin en iyi göstergesi olarak değerlendirilmektedir. 483 kadın hastadan 288 (%59.6)'inde Lactobacillus spp. normal miktarda ve yeterli olarak bulunmuş, 195 (%40.4)'inde ise azalmış olarak saptanmıştır. Bu hastalarda, vaginal flora orta veya ileri derecede bozulmuş durumda bulunmuştur.

SONUÇLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YORUM

 

Görüldüğü üzere FEMOFLOR CİNSEL BULAŞ TARAMA TESTİ, kadınlarda çok bilgilendirici sonuçlar vermektedir.

 

Kültür ve diğer yöntemlerle kolay kolay saptanamayan Chlamydia trachomatis, Mycoplasma genitalium, Neisseria gonorrhoeae, Trichomonas vaginalis gibi PATOJENLER ile HSV-2, HSV-1, CMV gibi virüsler, 483 örnekten 78(%16.1)'inde pozitif olarak saptanmıştır. Bu oranın, verimli ve başarılı bir oran olduğu söylenebilir.

PATOJENLER tespit edildiğinde, mutlaka ilaç tedavisi verilmelidir.

POTANSİYEL PATOJENLER grubunda yer alan M.hominis, Ureaplasma spp., Gardnerella vaginalis ve anaeroblar, Candida spp., 483 örnekten %72.6’sında saptanmıştır. Bu oranın da oldukça başarılı olduğu söylenebilecek durumdadır. Diğer tanı yöntemleriyle bu oranı yakalamak oldukça zordur.

M.hominis 100 örnekten 32 (%32)’sinde, yani yaklaşık üçte birinde 104 log üzerinde, üçte ikisinde ise 104 log altında bulunmuştur. Toplamda da, 483 hastanın 100(%20.7)’ünde pozitiftir.

Bu durumda, M hominis miktarı 104 log üzeri olan hastalar tedavi edilebilir. 104 log altında olanların ise subjektif yakınmaları olanlar tedavi edilebilir. Ya da tümüne tedavi uygulanabilir düşüncesindeyiz.

Ureaplasma spp. ,483 kadın hastadan 246(%51)’sında pozitiftir. 246 pozitif hastanın da 76(%31)’sı 104 log üzerinde, 170(%69)’i 104 log altındadır.

Ureaplasma spp. yönünden de, M.hominis gibi değerlendirme yapılabileceği kanısındayız. 104 log üzerinde olanlara tedavi verilebileceğini, 104 log altında olanların ise semptomatik olanlarının tedavi edilebileceğini düşünüyoruz.Ya da tüm pozitif hastalar tedavi edilebilir kanısındayız.

Candida spp., 483 hastada 35 (%22) hastada 104 log üzerinde , 124(%78) hastada ise 104 log altında bulunmuştur.

Candida spp. yönünden de, M.hominis ve Ureaplasma spp. gibi yaklaşım gösterilebileceği düşüncesindeyiz.

Gardnerella vaginalis ve anaeroblar, 483 hastadan 299(%62)’unda pozitif olarak bulunmuştur. Bunların da 190(%64)’ında, yani üçte ikisinde 104 log üzerindedir. Bakteriyel vaginozisin en önemli etkeni olan Gardnerella vaginalis saptanan hastaların 104 log üzerinde olanlarının tedavi edilebileceğini, 104 log altında olanların ise subjektif yakınması bulunanların tedavi edilmelerinin daha uygun olacağını düşünmekteyiz